| |
Türkiye'nin sorunu Anayasa değişikliği değil
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Türkiye'nin sorunu, hiçbir şekilde AKP'nin tercihlerine yardımcı olacak bir anayasa değişikliği yapmak değildir" dedi.
Baykal, CHP Parti Meclisi toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Baykal, Ulusal Program çerçevesinde bazı anayasal değişikliklerin içerisinde olduğu bir program hazırlandığı ve bu programa MHP lideri Bahçeli destek verdiğinin ve bur uzlaşma komisyonun kurulacağı hatırlatılarak, buna destek olup olmayacakları konusunda, şunları söyledi;
"Biz Anayasa'nın temel felsefesine yönelik bir değişiklik ihtiyacı içerisinde değiliz. Anayasa'yı uyduralım AKP'ye, hayır. AKP'yi Anayasa'ya uyduralım. Türkiye'yi AKP'ye uyduralım, hayır. Türkiye herkesten büyüktür. Siyasi partiler, iktidarlar bugün vardır, yarın yoktur. Kalıcı olan Türk milletidir, Türkiye'nin Anayasası'nın temel özüdür" diye konuştu.
Baykal, "Türkiye'nin sorununun hiçbir şekilde AK Parti'nin tercihlerine yardımcı olacak bir anayasa değişikliği yapmak olmadığını" söyledi.
Baykal, bir gazetecinin, "Haşim Kılıç, dün yapılan törenlere katılmadı. Siz de katılmadınız. Haşim Kılıç, 'protokolde kendisine hak etmediği bir yer verildiği için gitmediğini' açıkladı. Sizin katılmama nedeniniz de buna benzer bir neden mi?" sorusu üzerine, "Hayır. Ben 30 Ağustos kutlamalarında askeri geçit töreni haricinde diğer bölümlerine katılıyorum. Yıllardan beri bunu böyle götürüyorum. Bu yıl da aynı uygulama içindeydi. Bu yılın kendine özgü şartlarıyla hiçbir ilgisi yoktur" dedi. "Haşim Kılıç, normalde protokol sırasında Başbakan'dan hemen sonra gelir, Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak. Fakat kendisine ikinci sıradan yer veriliyor. Bu yüksek yargıya karşı, yürütmenin bir tavrı olarak algılanabilir mi sizce?" sorusuna Baykal, "Bu konuda bilinçli, sistemli bir tavır sergilendiği kanısında değilim. Nitekim, Sayın Haşim Kılıç'ın uyarısı üzerine Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği gerekli incelemeyi yapmış ve düzeltmenin gerçekleştirileceğini kendisine bildirmiş. Böyle yanlışlıklar olur. Bunlara özel siyasal anlam kazandırmaya gerek yok. Öyle olmadığı da zaten yaşanan olayla ortaya çıktı. Bir kriz konusu değil bu. Yeni bir kriz konusu yaratmaya çalışmayalım lütfen" yanıtını verdi.
Bir başka gazetecinin, "Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un yaptığı ilk açıklamayla ilgili siz değerlendirmenizde, 'İlker Paşa çok güzel konuştu. Artık sözle etkili olma aşaması geride kaldı' dediniz. Bu sözlerinizle ne kastettiniz?"sorusuna Baykal, şu yanıtı verdi: "Genelkurmay Başkanı'nın konuşması toplumda büyük bir ilgi yarattı. Zaten bu tür konuşmalar ilgiyle karşılanır, değerlendirilir. Bazı çevreler bu konuşmadan çok rahatsız oldular. Konuşmada dile getirilen düşüncelerin karşısında yer aldılar. Bu düşünceleri sakıncalı buldular. Halbuki Genelkurmay Başkanı'nın değerlendirmelerinin altında şu temel anlayış yatıyor; 'Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ulus devlet olduğu ve bunun mutlaka böyle sürdürülmesi, korunması gerektiği anlayışını' ifade ediyordu. Yine aynı şekilde, Türkiye Cumhuriyeti'nin laik bir devlet olduğu ve bunun mutlaka korunması ve sürdürülmesi gerektiğini ifade ediyordu. Bu ısrarlarıyla, bu anlayışıyla ilgili toplumda bir tartışma çıkmış olması gerçekten çok üzüntü vericidir. Öyle anlaşılıyor ki Türkiye'nin ulus devlet kimliğini reddetmek isteyen pek çok çevre vardır. Laik devlet kimliğinden tedirgin olan çevreler vardır. Onlar bu anlayışlarını yansıtmışlardır.
Benim dikkati çekmeye çalıştığım bir başka nokta var. Bu söylenenlerin tümünün çok önemli, çok haklı, çok doğru olduğundan hiçbir kuşku duymuyorum ama Türkiye'de şöyle bir tablo var; devletin çok önemli kurumlarının sözcüleri, devletimizin çok temel konularıyla, sorunlarıyla ilgili düşünceler ortaya koyuyorlar fakat bu düşüncülerin gereği yerine getirilemiyor. Bu tür konuşmalar yönlendirici, etkili, belirleyici olmak için yapılır. Konuşulan konuya baktığımız zaman, fevkalade önemli böyle bir konuda çok temel görüş ayrılıklarının devlet katında ortaya çıkması çok şaşırtıcı olur."
AK Parti hakkındaki kapatma davasına da değinen Baykal, dava sonucunda "AKP'nin laiklikle ilgili konumunun yüksek yargı kararıyla netleştiğini" söyledi. "Anayasa Mahkemesi 11 üyesinin 10'uyla dedi ki (AKP laikliğe aykırı eylemlerin odak noktası konumundadır)" diyen Baykal, Anayasa Mahkemesinin kararından önce de partisinin, bazı yazarların, düşünürlerin de aynı düşünceyi dile getirdiğini ve tartıştığını hatırlattı. Bu duruma yönelik tartışmaların artık sona erdiğini, konunun Anayasa Mahkemesinin kararından sonra netliğe kavuştuğunu anlatan Baykal, şu görüşleri dile getirdi:
"AKP, Türkiye'de iktidar partisi. Bu parti hakkında, bizim Anayasamızın en önemli ilkesi bakımından karşılıklı çatışma durumu olduğunu Mahkeme hükme bağlamıştır. Bu, yaşanan sorunların çözümünü sağlamış değildir. Adını koymuştur, tarif etmiştir, sorunu incelemiştir. Türkiye'deki laiklik krizini çözmemiştir. Laiklik krizi olduğunu hukuken tespit etmiştir. Bunun çözülmesi lazım. Bunun tek çözümü vardır; AKP iktidarı der ki 'Laikliğe karşı eylemlerin odağında bir parti olmaktan vazgeçeceğim'. Bunu açıkça ilan eder, etmez. Topluma, hukukçulara, kamuoyuna dedirtir ki 'Evet, AKP, Anayasa Mahkemesi kararından sonra laikliğe karşı eylemlerin odağında olmaktan çıkmıştır. Bu kanaati bize verir ve Türkiye krizden kurtulur. Şimdi böyle bir tablo var mı? Hayır, böyle bir şey yok. Mahkeme böyle bir karar verdi, Başbakan çıkıp, 'Hayır, laikliğe karşı eylemlerin odağında değiliz' demedi. Bu hükme götüren dayanak noktaları neyse onlar ortadan kaldırılır."
Keçiören'de bir büfeciyi zabıtaların dövmesiyle ilgili bir soruya Baykal, "Gerçekler ortada, çok açık. Kimse kimseyi aldatmaya kalkmasın. Sistematik bir politika uygulanıyor. Sindirme, caydırma politikası uygulanıyor ve bu politika da bize hiç yakışmayan yöntemlerle uygulanıyor. Bunu besleyen zihniyet ne ilçe başkanının, ne belediye başkanının, ne de anakent belediye başkanının anlayışıdır. Başbakan'ın anlayışıdır. Başbakan başından beri belli bir politika içerisindedir ve bu politika sürdürülmektedir" yanıtını verdi.
31.08.2008 15:24:31
|
|
|
|